6 Şubat Depremleri Ve Sorgulanmayan Vicdanlar

Vicdanın Enkazı: Unutulmayanlar ve Unutmaya Çalışanlar Tarihin en acı sınavlarından birini verdi bu topraklar. 6 Şubat’ın üzerinden zaman geçiyor geçmesine ama o acı, saat 04.17’de duran saatler gibi zihnimizde ve kalbimizde ilk günkü tazeliğini koruyor. O gece sadece binalar yıkılmadı; binlerce yuva, sönen hayatlar, yarım kalan hayaller ve en önemlisi insanlığımız enkaz altında kaldı. Peki, soruyorum: O binlerce insanın ölümüne zemin hazırlayanlar, denetimden kaçanlar, malzemeden çalanlar, "bir şey olmaz" diyerek o çürük yapıların altına imza atanlar... Hangi vicdanla aramızda gezebiliyorlar? Aynaya baktıklarında ne görüyorlar? O karanlık gecede o binaların altında can veren masumların yüzlerine, çocukların hayallerine nasıl bakabiliyorlar? İnsan, sevdiklerini toprağa verenlerin gözlerinin içine baka baka nasıl hiçbir şey olmamış gibi sokaklarda yürüyebiliyor, kameralar karşısında kahkahalarla poz verebiliyor? Hukukun kestiği parmak acımaz derler ama ya adalet yerini bulmadığında? Yüzlerce, binlerce insanın ölümüne sebep olanların elini kolunu sallayarak dışarıda gezmesi, adeta hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmesi bu toplumun vicdanında açılan en derin yara değil midir? "Sen suçsuzsun, evet onca can gitti ama dışarı çıkabilirsin" cümlesini hangi vicdan, hangi hukuk, hangi adalet anlayışı kabul edebilir? Bir ülkede adalet sadece kâğıt üzerinde kalırsa, acılar da unutulmaya mahkûm edilir sanılıyor. Yanılıyorlar. Ne o enkazlar unutulur ne de giden canların hesabını sormaktan vazgeçilir. Sitemimiz sadece adaletsizliğe değil; her şeyi unutup normalleşme maskesi takanlara, insan hayatını bu kadar ucuz görenleredir. Unutmadık, unutmayacağız. Çünkü vicdan, enkaz altında can verenlerin yüzüne bakabilme cesaretini yitirdiğimiz gün tamamen kaybedilir. Sedat CİBA Mert'çe Bakış