48,5968$%0,02
56,1491€%0,03
6.722,19%0,02
11.009,00%0,05
43.879,00%0,04
4.299,15%-1,14
Şehirleri inşa etmek, caddeleri asfaltlamak, parkları ve yeşil alanları çoğaltmak elbette bir yerel yönetimin asli görevlerindendir. Ancak modern şehircilik anlayışı ve sosyal belediyecilik felsefesi, hizmetin tuğlanın ve betonun çok ötesine geçmesi gerektiğini söyler. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da sıkça vurguladığı gibi; “Belediye, vatandaşın kapısını çalacağı bir makam değil, tenceresinin kaynadığı, başını güvenle soktuğu evi olmalıdır.”
Bu yaklaşım, özellikle afet bölgelerinde, deprem gerçeğiyle yüzleşen şehirlerimizde hayati bir anlam kazanır. Bir deprem felaketinin ardından ayakta kalmaya çalışan insanımız için hizmetin tanımı değişir; fiziksel imar çalışmalarının yanına, çok daha derin ve hassas bir unsur olan ruhsal ve psikolojik imar eklenir.
Yıkılan binalarla birlikte sarsılan sadece duvarlar, tavanlar değildir; o evlerin içindeki hatıralar, huzur ve en önemlisi geleceğe duyulan güven de enkaz altında kalır. Dolayısıyla, deprem bölgesinde görev yapan yerel yöneticilerin omuzlarındaki yük, sıradan bir belediyecilik mesaisinin çok ötesindedir. Orada yaşayan her bir vatandaşın gözlerindeki yorgunluğu, yüreğindeki korkuyu okuyabilmek; bir kumanda tuşundan tutun da en temel barınma ihtiyacına kadar her detayı bir aile şefkatiyle ele almak gerekir.
Sosyal belediyecilik; insana sadece bir çatı sunmak değil, o çatının altında huzurla uyuyabilmesini sağlamaktır. Çünkü asıl mesele şehri yeniden kurmak değil, insana yeniden “evindeyim” hissiyatını verebilmektir.
Ve bu hassasiyet, enkazın üstünde dahi insan onurunu ve umudunu yaşatmanın tek yoludur.
Sedat CİBA

1
İslahiye Saadet Partisi’nden Emniyete Anlamlı Ziyaret
2
Enkazdan Umuda: Mustafa Gelebek’in İslahiye’deki Mücadelesi
3
İslahiye’den Tebrik Yağmuru: Prof. Dr. Ahmet Uluşan İçin Kim Ne Dedi?
4
Kaymakam Mehmet Soylu’ya ‘Yılın İdarecisi Ödülü’
5
Cumhuriyet Başsavcısı Nurullah Şahin Başkanlığında 2026’nın İlk Koruma Kurulu Toplantısı Gerçekleşti