Alperenler yetim değildir

Adalet Bekleyişi ve Sükûnet: Muhsin Başkan’ın Hatırası Üzerine Yıllar bir nehir gibi akıp gitti ama geride kalanların yüreğindeki o kara leke, o keskin soru işareti bir an olsun silinmedi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve beraberindeki davanın, inancın, vatan sevdasının yolcularının o buz dağlarında ardında bıraktığı sükût, Türk siyasetinin ve vicdanının üzerine çöken en ağır kâbuslardan biriydi. Bugün, bu dosyanın yeniden ele alınması, yıllardır "Gözümüz arkada kalmadı, adalet yerini bulacak" diyen milyonların yüreğine serpilen ilk damla sudur. Ancak herkes bilmelidir ki; bu davanın düğümü sadece uzaktaki ellerde değil, o helikopteri o gün oraya kiralayanlarda, o rotayı çizenlerde ve bu cinayetin üzerini bir sis bulutu gibi örtmeye çalışan karanlık odaklarda çözülecektir. FETÖ terör örgütünün bu ülkeye kurduğu en alçak tuzaklardan biri olan o şüpheli kaza, sadece bir lideri değil, bu milletin koca yürekli bir dervişini aramızdan aldı. Alperenleri yetim, bu milleti öksüz bırakan o zihniyet, hangi deliğe saklanırsa saklansın adalet önünde hesap verecektir. Buradan, bu toprakların vicdanını temsil eden adalet mekanizmalarına, bu kararlı duruşlarından ötürü teşekkür etmek bir borçtur. Çünkü adalet gecikebilir, yolları sarp dağlara çıkabilir; lakin asla unutulmaz, mahşere kalmaz. O yüzden şimdi seslenme vakti: Muhsin Başkan’ın davası, bu ülkenin namus borcudur. O helikopterin pervanesindeki gölgeden, o günleri karartan Pensilvanya’daki hain şebekeye kadar herkes yargı önüne çıkana kadar bu kalem susmayacak, bu yürek soğumayacaktır. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Alperenler yetim değildir; çünkü bu millet, o davanın bekçisidir. Sedat CİBA