Ey İnsan! | Mustafa GELEBEK
Zaman geçiyordu…
Her gün biraz daha kirleniyordu dünya.
Ve biz, çocuklarımıza daha temiz bir hayat bırakmak yerine; öfkeyi, ayrılığı, hırsı ve tüketilmiş değerleri miras bırakıyoruz ne yazık ki!
Oysa sevmek vardı…
Paylaşmak vardı…
Dostluk vardı, kardeşlik vardı.
Bir sofraya birlikte oturmanın huzuru, bir yaraya birlikte merhem olmanın insanlığı vardı.
Peki ne oldu bize?
Neden birbirimizi anlamak yerine ayrıştırmayı seçtik?
Neden kalpleri tamir etmek yerine kırmayı öğrendik?
Neden “biz” olmaktan vazgeçip yalnızca “ben” demeye başladık?
Belki de mesele, nefsi büyütüp vicdanı küçültmemizdi…
Sevgi her yerde aynı değil mi?
Bir annenin gözyaşı dünyanın neresinde olursa olsun aynı acıyı taşımıyor mu?
Yalan, kim söylerse söylesin yalan değil mi?
Namus, sadece bazılarına ait bir kavram mı?
Adalet, güçlüye başka; zayıfa başka mı işlemeli?
İnsan, her yerde insan değil mi?
Halbuki dünya; kırarak değil, onararak güzelleşir.
İnsanlık; bağırarak değil, anlayarak yükselir.
Bir şeyler yapmak için her şeyi yıkmaya gerek yoktur.
Unuttuğumuz bir gerçek var:
Bu dünya bize ait değil, bize emanet.
Ve insan…
Yoktan geldiğini unuttuğu gün, kendini “varlığın sahibi” sanmaya başlıyor.
Oysa toprağa dönecek olan bir bedenin kibri, ne kadar büyük olabilir?
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Biz gerçekten insan olmayı başarabiliyor muyuz?
Çünkü dünya; teknolojiyle değil, vicdanla güzelleşecek.
Ve insanlık; makamla, parayla ya da güçle değil, adaletle ayakta kalacak.
Mustafa GELEBEK
İş İnsanı / Politikacı