İki Yılın Hırsı, Kırk Yılın Bedeli

Hayatta her şeyin bir vakti, her emeğin bir demlenme süresi vardır. Kimi insan kök salmak, büyümek ve dimdik ayakta durabilmek için onlarca yıl döker toprağa. Kimi ise kısa yoldan yükselmek, hızla zirveye çıkmak ister. İşte o acı ama gerçek hikaye, tam da burada başlar: Kabak ağacı ile çınar ağacının masalında... Hızla Yükselenlerin Acı Sonu "Benim 40 yılda geldiğim yere, 2 yılda gelmeye çalışırsan olacağı buydu." Kabak Filizi Gibi Büyümek: Birkaç ay içinde yaprak açar, tırmanır, göğe erdiğini sanırsınız. Görünüşte büyüktür, gösterişlidir; ancak ne kökünde bir sağlamlık ne de fırtınaya dayanacak bir gövdesi vardır. Emeksiz Zirve: Kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışanların, bir gecede her şeyi elde edeceğini sananların hayatı kabak sarmaşığına benzer. İlk rüzgarda, ilk gerçek sınavda o ihtişamlı görünüm yerle bir olur. Çınarın Sabrı ve Sessiz Asaleti Karşısında ise yüzyıllara meydan okuyan o ulu çınar vardır. Yıllarca derine, karanlık toprakların altına kök salmıştır. Kimse onun o yıllarda çektiği susuzluğu, yediği ayazı görmez. Ama o sabreder. Zamanı geldiğinde ise gölgesi aleme yeter, fırtınalar ona sökemez. 40 Yılın Bedeli: Çınarın duruşu bir tecrübedir, alın teridir, sabırdır. Emek hırsızlığıyla, sabırsızlıkla o makama gelenler, çınarın o kırk yıllık vakarını iki günde taklit edemezler. Gerçek Başarı: Hayatta hiçbir kalıcı eser sabırsızlığın, hırsın kurbanı olarak var olamaz. Hızlı gelen şöhret, hızlı gider; acele kurulan tahtlar ilk sarsıntıda yıkılır. Günün Sözü: Emeksiz kazanılan zaferin, sabırsız atılan adımların sonu hüsrandır. Unutmayın; çınar olmak yıllar alır, kabak olmak ise sadece birkaç gün. Sevgiyle ve mertçe kalın... Sedat CİBA