İNSANLIK, ADALET VE BARIŞ İÇİN ÇİFTE STANDARD

*TİCARETİN ÖTESİNDE:* İNSANLIK, ADALET VE BARIŞ İÇİN ÇİFTE STANDARD*   Uluslararası Ticaret ve Lojistik dersi veren bir hoca olarak 12 devletin İsrail ile ticareti askıya alma kararı çok önemli ve o ülkeleri alkışlıyoruz. Özellikle Fransa ve Birleşik Krallık/İngiltere’nin cesur çıkışı ve bunu tüm dünyaya deklare etmesi de ayrıca sevindirici bir olay. Artık dünya milletleri insan haklarını önemsiyor. 12 ülkenin açıklaması “İsrail ile bütün ticareti kesme” kararı değil ama l8 Eylül 2026’da açıklanan ortak adım, esas olarak İşgal Altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ve yerleşim faaliyetlerine yönelik ticari yaptırımlar içeriyor. Peki Türkiye açısından durum nedir? Türkiye’nin resmi pozisyonu ise daha ileri: Türkiye, 2 Mayıs 2024’ten beri İsrail’le ihracat ve ithalatı tamamen durdurduğunu söylüyor. Ticaret Bakanlığı’nın 30 Mart 2026 tarihli açıklamasında; İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracatın durdurulduğu, İsrail’den ithalatın durdurulduğu, Transit ticaret ve serbest bölge ticaretinin de durdurulduğu, Gümrük sisteminin İsrail’e kapalı olduğu, 2 Mayıs 2024’ten sonra İsrail’le ticaretin “sıfır” olduğu açıkça ifade ediliyor. Dolayısıyla “Türkiye İsrail’le ticareti kesti mi?” sorusunun, Türkiye’nin resmi verilerine göre cevabı EVET. Hatta Türkiye’nin uygulaması, bugün açıklanan 12 ülkenin yalnızca yerleşim ürünlerine yönelik kararından daha kapsamlı görünüyor. Peki neden Türkiye bu 12 ülkenin ortak bildirisinde yok? Çünkü Türkiye zaten 2024’te İsrail’le ticareti tamamen durdurduğunu açıkladı. Dolayısıyla bugün açıklanan bildiriye katılmaması, tek başına “Türkiye İsrail’le ticarete devam ediyor” anlamına gelmez. Ancak burada sorgulanması gereken başka bir konu var: Türkiye’nin “İsrail’le ticaret sıfır” açıklaması ile zaman zaman kamuoyuna yansıyan İsrail bağlantılı şirketler, üçüncü ülkeler üzerinden yapılan ticaret ve Filistin üzerinden yürütülen kontrollü ticaret iddiaları birbirinden ayrılmalı. Ticaret Bakanlığı, Filistin’e gönderilen ve İsrail kayıtlarında İsrail ticareti gibi görünen bazı malların Filistin hükümetinin yazılı onayı ve kontrolüyle Filistin’e gönderildiğini belirtiyor.   12 ülke İsrail’e ticaret yasağı getirdi, Türkiye neden getirmedi?” şeklindeki paylaşım eksik/yanıltıcıdır. Türkiye’nin resmi açıklamasına göre Türkiye, İsrail’le ticareti 2 Mayıs 2024’te zaten tamamen durdurmuştur. Uluslararası Ticaret yapan şirketler bilir. TEK pencere sisteminde İsrail sistemi kapalı. Bu arada şunu da belirtmek gerekir. İsraille ticaret yapacak şirketler bunu ülke dışında başka şirketler marifetiyle de yapabilirler. Şu andaki ticaret sisteminde ülkemizdeki şirketlerin direk İsraille ticaret yapması mümkün görülmüyor. İnşaallah yakın zamanda katil ve terörist devlet İsrail yıkılarak katliam ve zulüm son bulur. Katil Netanyahu, Gazze’deki sivillerin ölümünden siyasi ve komuta sorumluluğu bulunan bir lider olarak ağır biçimde tarih sayfalarında yerini almıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi de hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkarmıştır. Bu nedenle kendisini ‘siyasi katil’ olarak nitelendirmek siyasi ve ahlaki bir değerlendirmedir diyebiliriz. Ancak bunlar yeterli değil hukuken hakkında henüz kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmadığı biliniyor. İnşaallah tez zamanda bu da gerçekleşir ve Bosna Kasabı” olarak bilinen Ratko Mladić gibi ceza alır ve cezaevinde geberir. Dünya barış istiyor, insanlık artık bu acının sona ermesini bekliyor. Gazze’de çocukların, kadınların ve yaşlıların hayatını kaybettiği bir ortamda savaşın, şiddetin ve masum insanların öldürülmesinin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. İsrail hükümetinin saldırıları, başta ABD olmak üzere güçlü müttefiklerinin siyasi ve askerî desteğiyle sürerken, dünyanın vicdanı her geçen gün biraz daha ağır yaralanıyor.   Asıl sorgulanması gereken ise dünyanın uyguladığı çifte standarttır. Bir ülkede siviller öldürüldüğünde “savaş suçu” diyenler, başka bir ülkede aynı acılar yaşandığında neden susuyor? İkiz kulelerde 3000 kişi hayatını kaybetti. Peki siper ülkelerde kaç kişi? Cevap ortada; Brown Üniversitesi’nin Costs of War çalışması, Afganistan savaşının da içinde olduğu 2001 sonrası savaşlarda doğrudan savaş şiddeti nedeniyle 432 binden fazla sivilin öldüğünü tahmin ediyor; bu rakam Afganistan’ın tek başına değil, Irak, Suriye, Yemen ve Pakistan’ı da kapsıyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiği toplam Filistinli ölüm sayısı ise 73 bini aşmış durumda. Reuters’ın 4 Eylül 2026 tarihli haberinde de 2023’ten bu yana 73.000’den fazla Filistinlinin öldüğünü aktardı. İşte bu çifte standart değil mi? Nerede insan hakları? Bir devletin güvenliği gerekçe gösterilerek çocukların, kadınların ve yaşlıların ölümü nasıl görmezden gelinebilir? Uluslararası hukuk güçlüler için başka, güçsüzler için başka mı uygulanacak? İnsan hayatının değeri pasaporta, dine, millete veya siyasi ittifaka göre mi değişecek? Eğer sivillerin öldürülmesi yanlışsa, kim yaparsa yapsın yanlıştır. Eğer savaş suçu bir yerde suçsa, başka bir yerde de suçtur. Eğer insan hakları evrenselse, Gazze’de de evrensel olmalıdır. Siyasi hesaplar, iktidar kaygıları ve kişisel gelecekler; masum insanların hayatından daha değerli değildir. Hiçbir liderin siyasi geleceği, bir çocuğun hayatından daha kıymetli olamaz.   Bizim tarafımız belli: Masum sivillerin ve insanlığın tarafındayız. Çocukların tarafındayız. Barışın tarafındayız. Adaletin tarafındayız. Dünya barışının tarafındayız.   Kimden gelirse gelsin zulme karşıyız. Kim yaparsa yapsın sivillerin öldürülmesine karşıyız.   Dünyanın bütün vicdanlı insanlarına çağrımızdır: Çifte standardı bırakın. Güçlünün değil, haklının yanında olun. Sivillerin ölümüne sessiz kalmayın. İnsan hayatını siyasi çıkarlardan üstün tutun. Barış için, adalet için, insanlık için sesinizi yükseltin.   Çünkü insanlığın gerçek sınavı, sevdiğimiz insanların acısına değil, kim olursa olsun masum insanların acısına aynı hassasiyetle karşı çıkabilmektir.   Adalet herkes için adalettir. İnsan hakları herkes içindir. Barış herkes içindir. İnsanlığın ve barışın yaşandığı daha güzel günlere sevgiyle, saygıyla ve hoşgörüyle. Bilal ERDOĞAN