Satılık Kalemlerin Dünyasında Bir Vicdan Adası: Mert TV

Satılık Kalemlerin Dünyasında Bir Vicdan Adası: Mert TV Bir toplumun damarlarındaki kan gibidir doğru haber. Eğer o kan kirlenirse, bünye yavaş yavaş zehirlenir ve çöker. Bugün dönüp medyanın aynasına baktığımızda gördüğümüz bazı yüzler, ne yazık ki bu çürümenin en somut kanıtı olarak karşımızda duruyor. Menfi çıkarları için kalem oynatan, cebini doldurmak için hakikati eğip büken, elindeki mikrofonu gerçeğin değil de gücün emrine veren kim varsa, bu toplumun geleceğinden çalıyor demektir. Üç kuruşluk dünya menfaati uğruna atılan taklalar, girilen omurgasız hizalar, sadece o kalemleri tutanları küçültmüyor; koca bir mesleğin haysiyetini de ayaklar altına alıyor. Yalakalığı vizyon, dalkavukluğu başarı sayan bu zihniyet yüzünden bu ülke bir türlü düzelemedi, belini doğrultamadı. Yazıklar olsun! Bizim sözümüz, her türlü imkansızlığa rağmen namusuyla, şerefiyle çalışan, hakkından fazlasına el uzatmayan o onurlu gazetecilere değil. Onların alın teri başımızın üstündedir. Ancak doğruyu çok iyi bildiği halde susanlar, parayla haber yapanlar, bir garibanın hakkını savunmak yerine gücün kapısında el pençe divan duranlar bilsinler ki; bu milletin hakkı onlara haramdır, zehir zıkkımdır! İşte medyanın bu teslimiyetçi, satılık ikliminde çölde bir vaha gibi parıldayan bir duruş var: Mert TV. Mert TV, mikrofonunu hiçbir ayrım gözetmeksizin, tarafsızca herkese uzatıyor. Kimin ne konuştuğuna, ne anlatmak istediğine asla müdahale etmiyor; sansürün arkasına saklanmıyor. Tek bir görevi var: Hakikati olduğu gibi, eğip bükmeden topluma yansıtmak. Ve en önemlisi, bunu hiçbir tehdide, hiçbir menfaate boyun eğmeden, korkusuzca yapıyor. Dün yaptı, bugün yapıyor, yarın da yapmaya devam edecek. Gazetecilik, bir güç devşirme aracı değil, vicdanın sesidir. O sesi parayla satanlar tarih sayfalarında kara bir leke olarak kalırken; Mert TV gibi korkusuzca, mertçe doğrunun yanında duranlar bu halkın kalbinde taht kuracaktır