Sedat Ciba: İslahiye’de Maskeli Balo; Sahne Aynı, Vicdanlar Farklı
Depremden önce de dertlerimiz vardı elbet ama biz İslahiye’de "komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözünü, enkazın altında birbirimize nefes olurken mühürlemiştik. Ya da biz öyle sanmıştık. Bugün sokaklara çıktığımda gördüğüm manzara, binaların yıkılmasından çok daha ağır bir enkazı işaret ediyor: İnsanlık enkazı.
Vitrinde Dost, Perde Arkasında Düşman
İslahiye’nin çarşısında, pazarında kiminle konuşsanız ağzından bal damlıyor. Herkes "dost", herkes "kardeş"... Ama o bir dakikalık samimiyet gösterisi biter bitmez, arkasını dönenin elinde kazma kürek, komşusunun kuyusunu kazma telaşı başlıyor. Kimse kimseyi sevmiyor ama herkes herkesle konuşuyor. Biz bu "mükemmel" oyunculuğu hangi ara öğrendik?
Vefa artık sadece bir semt adı mı?
Saygı, cebinde parası olana sunulan bir hizmete mi dönüştü?
Merhamet, sadece sosyal medya paylaşımlarında mı kaldı?
Enkazın Altında Sadece Canlar Kalmadı
6 Şubat’ta sarsılan sadece toprak değildi. Biz o gün sadece evlerimizi, sevdiklerimizi, anılarımızı gömmedik toprağa; görünen o ki vicdanlarımızı da o beton yığınlarının arasında bırakıp çıkmışız.
Hani biz "acıda birleşen" insanlardık? Şimdi neyin kavgası bu? Kimin daha fazla hak aldığı, kimin kimi geride bıraktığı, kimin hangi yardımı kaptığı derken; yanımızdakinin elini tutmayı unuttuk. Birbirinin ayağına çelme takarak yükselmeye çalışanlar, üzerine bastıkları toprağın bir gece vakti nasıl yerle bir olabildiğini ne çabuk unuttu?
Sonuç Yerine...
Sitemim sert gelmesin; bu bir İslahiye gerçeğidir. Eğer bir şehirde selamın yerini hesap, kucaklaşmanın yerini kuyu kazmak almışsa, oradaki yıkım bitmemiş demektir.
Silkinin artık. Bize beton evlerden önce, birbirimize güvenebileceğimiz bir "insanlık binası" lazım. Unutmayın; enkaz altından can çıkarılır ama vicdanı kaybolan bedeni hiçbir ekip kurtaramaz.
Sedat CİBA
Mert TV Genel Yayın Yönetmeni