46,2874$% 0.15
53,6017€% -0.16
6.277,08%0,31
10.434,00%0,53
41.598,00%0,54
4.219,29%0,16
BÜYÜK ACININ GÖLGESİNDE NE ARA BU KADAR EKSİLDİK?
Evvela, dün gece yaşanan sarsıntıyla bir kez daha yüreğimizin ağzına geldiği, acıyı en derininde hisseden kardeş ilçemiz Nurdağı’na geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Rabbim bir daha yaşatmasın, bizleri böylesi afetlerden muhafaza eylesin.
Ama durup düşünmek lazım… Biz ne çabuk unuttuk?
Asrın felaketi dediğimiz o kapkara 6 Şubat depremini hafızalarımızdan ne ara sildik? Ne yazık ki insanoğlu çiğ süt emmiş; acı sıcakken dökülen gözyaşları, enkaz başında edilen yeminler çabuk unutulmuştu. İşte dün geceki sarsıntı, bizlere o büyük acıyı, unuttuğumuz gerçeği ve aslında ne kadar aciz olduğumuzu bir kez daha hatırlattı. İlahi bir ikaz gibiydi adeta: “Kendinize gelin, sallandığınız toprak ayaklarınızın altından kayıp gidebilir.”
Doğruyu konuşmak, eğriye eğri, doğruya doğru demek boynumuzun borcu. Gözümüzü kapatıp kulaklarımızı tıkasak da acı bir gerçek var ortada: Depremden sonra insanlarımız çok değişti.
Biz ki o büyük felaketin ilk günlerinde ekmeğini bölen, battaniyesini tanımadığı bir yabancıyla paylaşan, birbirine can bağıyla kenetlenmiş bir milletik. Saygıyı, sevgiyi el üstünde tutar; düşene el uzatmaktan, komşumuz açken tok yatmaktan haya ederdik.
Peki, şimdi ne oldu bize?
Vefanın Yerini Vefasızlık Aldı
Bugün sokaklara çıktığımızda gördüğümüz manzara maalesef içler acısı. O can pazarı bitti, yerine bir hırs, bir vurdumduymazlık peydah oldu. Vefasızlık, nankörlük diz boyu. Yağmacı zihniyet sadece enkaz başında değil, günlük hayatımızın tam ortasında arsızca dolaşıyor.
Kimse kimseye selam vermez hale geldi.
Yüzlerdeki o sıcak tebessümün yerini asık, şüpheci çehreler aldı.
En acısı da çıkar ve menfaat uğruna insanların birbirini gözünü kırpmadan satması, harcaması oldu.
O büyük deprem binaları yıktı geçti, evet; ama asıl yıkım, depremden sonra insani değerlerimizde, ahlakımızda yaşandı. Ruhlarımız enkaz altında kaldı da fark edemedik.
Eskileri Görmek Bile Bir Umut

İşte bu yüzden, şimdilerde sokakta, çarşıda eskilerden birini gördüğümüzde çocuk gibi seviniyoruz. İçimizi tuhaf bir heyecan kaplıyor; “Belki o eski kültürü, o samimiyeti, o yitirdiğimiz insanlığı bu tanıdık yüzde yeniden yaşarız” diye ümitleniyoruz. Eskinin o hesapsız, kitapsız dostluklarına, saf sevgisine o kadar aç kaldık ki, geçmişin kırıntılarına bile tutunmak istiyoruz.
Yıkılan şehirler betonla, demirle yeniden ayağa kalkar, sokaklar yeniden inşa edilir. Ama kaybettiğimiz vefayı, merhameti ve insanlığı hangi harçla geri koyacağız?
Dün gece Nurdağı yine sallandı, biz yine korktuk. Dilerim ki bu korku, sadece evlerimizden dışarı kaçmamıza değil; hırslarımızdan, vurdumduymazlığımızdan sıyrılıp özümüze, o kenetlendiğimiz güzel günlere dönmemize vesile olur.
Çünkü biz, birbirimize sırt çevirdiğimizde değil, birbirimizin elini tuttuğumuzda insanız
