44,4899$% 0.07
51,1053€% 0.04
6.441,00%-0,09
10.715,00%-0,03
42.665,00%-0,02
4.516,24%0,12
Bugün takvimler yine o meşum günü gösteriyor; saniyelerin donduğu, umutların kar fırtınasına tutulduğu o kapkara çarşambayı. Tam 17 yıl geçti. Coğrafya kaderdi belki ama ihmal, ihanet ve o dağ başındaki sessizlik bir kader değil, koca bir ayıptı.
Muhsin Yazıcıoğlu…
Anadolu’nun kavruk yüzlü, dik duruşlu, eğilmeyen ve bükülmeyen “Son Reis”i. O, hayatını adadığı, “Canım feda” dediği devleti için her cephede savaştı. Zindanları medreseye çevirdi, işkencelerden geçti ama ne bayrağına küstü ne de milletine sırtını döndü. Ancak ne acıdır ki; ömrünü verdiği o devlet, Keş Dağı’nın ayazında ona bir helikopteri, bir sinyali, bir yardımı çok gördü.
Devleti Yaşat ki İnsan Yayaşın… Peki Ya Devlet Neredeydi?
”Benim devletim büyüktür” diyen bir liderin, en çok ihtiyaç duyduğu anda yalnız bırakılması sadece bir kaza değil, vicdanlarda açılmış derin bir yaradır. O gün o karlar sadece Muhsin Başkan’ın üzerine değil, Türkiye’nin adaletine, liyakatine ve vefasına yağdı.
O karlar hala erimedi. Alperenlerin yüreğindeki o sızı, ilk günkü gibi taze.
Sessizlik: Ankara’nın lüks odalarında plan yapanların sessizliği.
Karanlık: Radarların “bozulduğu”, köylülerin “yanlış yönlendirildiği” o zifiri karanlık.
İhanet: Kanatları kırılan bir kartalın başında bekleyenlerin soğukkanlılığı.
Yetim Kalan Alperenler
Şimdi meydanlar daha sessiz, kalemler daha ürkek. Alperenler yetim kaldı diyorlar; doğru. Liderini karların bağrında bırakan bir hareketin suskunluğu, aslında en büyük feryattır. Ona kıyanlar, o suikastın (evet, bu bir kazadan fazlasıdır) arkasındaki eller, bugün hala bir yerlerde saklanıyor olabilirler. Ama unutmasınlar: Göklerin de bir hesabı vardır.
Muhsin Yazıcıoğlu bir isimden öte, bir duruştu. Takım elbise giymiş bir derviş, elinde tesbihiyle bir dava adamıydı. “Bir saniyesine bile hükmedemediğiniz bir dünya için, bu kadar fırıldak olmaya gerek yok” diyen o ses, bugün hala kulaklarımızda çınlıyor.
Son Söz
25 Mart, sadece bir ölüm yıldönümü değildir. 25 Mart, bu ülkede dürüstlüğün ve yerli duruşun nasıl bir bedel ödediğinin vesikasıdır. Başkan’ın bedeni karların altından çıkarıldı ama bu dosya hala o karların altında gizli duruyor.
Sana kıyanlara, seni o dağ başında “bulamayanlara” ve bu acıyı bir siyasi malzeme haline getirenlere ahımız bakidir. Mekanın cennet, ruhun şad olsun koca reis. Alperenlerin sessizliği fırtına öncesi sessizliktir; o kar elbet eriyecek, o gerçekler elbet gün yüzüne çıkacaktır.
SEDAT CİBA
Mert TV Genel Yayın Yönetmeni

1
İslahiye Spor 75 Yaşında!
225 kez okundu
2
Bilimin Penceresinden Sağlık ve Yaşam
165 kez okundu
3
Oruç: Maneviyat ve Biyokimya Arasındaki Köprü
160 kez okundu
4
Hayat Pahalılığı, Gıda ve Sağlığımız | Prof. Dr. Hacı Ahmet DEVECİ
144 kez okundu
5
Afrika’da Yetimhane Gerçeği | Yılmaz Ali
143 kez okundu