45,9165$% -0.1
53,5748€% 0.07
6.687,67%0,85
11.138,00%1,89
44.402,00%1,89
4.540,06%0,98
Yeni Dünya Düzeni Masalları ve Kapımızdaki Büyük Tehdit: Uyan Ey Vatandaş!
Kıymetli okurlarım, bugün köşemizde ne gündelik siyasetin sığ sularında yüzeceğim ne de her gün duyduğunuz sıradan ekonomik sıkıntılardan bahsedeceğim. Bugün, insanlığın geleceğini, evlatlarımızın yarınını ve egemenliğimizi doğrudan hedef alan küresel bir planın şifrelerini önünüze sereceğim. Sözü hiç dolandırmadan, mertçe ve dobra dobra konuşma vaktidir.
Görsellerde, uluslararası mahfillerde “BM Gündemi 21” ve “2030 Misyon Hedefleri” adı altında önümüze konulan maddeler, aslında küresel elitlerin dünyayı nereye sürüklemek istediğinin açık bir manifestosudur. Bizleri “sürdürülebilirlik”, “çevre koruma” ve “küresel barış” gibi süslü kelimelerle uyuturken, arka planda tam anlamıyla bir kölelik düzeninin temellerini atıyorlar.
Karşımızda tek bir merkezden yönetilen, ulusal devletleri yok sayan, insanı fıtratından ve özgürlüğünden koparmayı amaçlayan korkunç bir kuşatma planı duruyor. “Tek Dünya Hükümeti” kurma hayaliyle yola çıkanlar, ilk iş olarak milletlerin bağımsızlığını, yani ulusal egemenliğimizi ortadan kaldırmayı hedefliyorlar. Egemenliğin olmadığı yerde ne hürriyet kalır ne de adalet!
Ekonomik boyutta ise tam bir mülksüzleştirme operasyonu yürütülüyor. “Tüm özel mülkiyetin sonu” diyerek mülkiyet hakkımıza göz dikiyorlar. İnsanı köleleştirmenin en kestirme yolu onu muhtaç bırakmaktır. “Evrensel temel gelir” adı altında insanlara üç kuruş maaş bağlayıp, ardından “kemer sıkma” politikalarıyla herkesi tek bir merkeze, “Tek Dünya Merkez Bankası”na ve nakitsiz tek para birimine mahkum etmek istiyorlar. Cebinizde nakit paranızın olmadığı, her harcamanızın dijital olarak izlendiği bir dünyada ne kadar özgür olabilirsiniz?
Bu Ajandanın Satır Aralarındaki Büyük Tehditler Şunlardır:
Mülksüzleştirme ve Bağımlılık: Müstakil evlerin, özel çiftliklerin ve şahsi araçların yasaklanarak her şeyin küresel şirketlerin ve tek dünya hükümetinin kontrolüne devredilmesi.
Dijital Kölelik: Satın alma, seyahat ve günlük yaşamın mikroçipler, 5G izleme sistemleri ve Çin tarzı bir “Sosyal Kredi Sistemi” ile tam kontrol altına alınması.
Fıtrata ve Aileye Savaş: Aile biriminin sonlandırılması, çocukların aileden koparılarak tamamen tek tip eğitime zorlanması.
Üretim ve Gıdaya Darbe: Özel çiftliklerin ve hayvancılığın bitirilmesi, sulamanın sınırlandırılması ve insanların yapay şehirlere sıkıştırılması.
En acı ve en tehlikeli olanı ise insani değerlerimize, ailemize vurulmak istenen darbedir. “Aile biriminin sonu” ve “çocukların aileden alınıp devlet tarafından yetiştirilmesi” gibi maddeler, insanlığın en kutsal kalesini yıkma girişimidir. Aileyi yok ettiğinizde, geriye savunmasız, köksüz ve rüzgarda savrulan bir kitle kalır. Tam da istedikleri budur: sorgulamayan, itaat eden, küresel çarkın dişlisi olan bir toplum.
Vatandaşlarıma sesleniyorum: Bu bir senaryo ya da uzak bir gelecek tahmini değildir. Adım adım, harf harf uygulanan bir süreçtir. Pandemilerle, iklim krizleri bahanesiyle, dijitalleşme güzellemeleriyle bizleri bu yeni düzene alıştırıyorlar. Doğal ve sentetik olmayan geleneksel tedavilerin yasaklanması niyetinden tutun da seyahat özgürlüğümüzün kısıtlanmasına kadar her şey bu planın parçasıdır.
Bizler köklü bir tarihe, sarsılmaz bir aile yapısına ve canımız pahasına koruduğumuz bir egemenliğe sahibiz. Bu küresel kuşatmaya karşı uyanık olmak zorundayız. Toprağımıza, evimize, evladımıza, nakit paramıza ve en önemlisi hürriyetimize sahip çıkmalıyız. Dijital kölelik zincirleri boynumuza geçirilmeden önce sesimizi yükseltmeli, milli ve manevi değerlerimize sarılmalıyız. Tehlike kapıda değil, içeri girmek üzere! Uyan ey vatandaş, yarın çok geç olabilir!
Mert’çe, Dobra Dobra…

Sedat CİBA
