47,4186$% 0.06
54,7264€% 0.58
6.242,42%0,72
10.181,00%0,31
40.536,00%0,30
4.095,87%0,69
Bir Hastalıklı Yaprak Uğruna
Bazı dönemler vardır; insanların ne söylediğinden çok, neyi görmezden geldiği önem kazanır. Çünkü bir hareketi, bir teşkilatı, bir fikri veya ortak bir yürüyüşü ayakta tutan yalnızca sloganlar, kalabalıklar ve kürsüler değildir. Asıl olan; adalet duygusu, emanet bilinci ve yanlış karşısında gösterilen duruştur.
Ne var ki bazıları, yılların emeğini, binlerin umudunu ve gönüllerin inşa ettiği birikimi, bir avuç kişinin hatırına gözden çıkarabilmektedir. Bir hastalıklı yaprağı dalından koparmaya cesaret edemeyenler, sonunda bütün ormanı ateşe verirler. Sonra da yükselen dumanın arasında hâlâ her şeyin yolunda olduğunu zannederler.
Oysa ateş, samimiyetle menfaati ayırmaz. Ateş, emek verenle seyreden arasında ayrım yapmaz. Ateş, hastalıklıyı da yakar, sağlamı da…
Bugün birçok yapının yaşadığı sıkıntı dışarıdan gelen saldırılar değil, içeride büyütülen sessizliktir. Yanlışın karşısında susanlar, zamanla yanlışın ortağı hâline gelirler. Hakkı söylemek yerine koltuğu korumayı tercih edenler, günü kurtardıklarını sanırlar; oysa geleceği tüketmektedirler.
En tehlikeli çürüme, hatanın yapılması değil; hatanın sorgulanamaz hâle getirilmesidir. Çünkü bir noktadan sonra kişiler, temsil ettikleri değerlerin önüne geçmeye başlar. Eleştiri düşmanlık sayılır, sorgulama ihanet olarak görülür, doğruları dile getirenler ise huzur bozucu ilan edilir.
İşte çözülme tam da burada başlar.
Önce fikirlere kapılar kapanır. Sonra samimiyet yerini hesaplara bırakır. Ardından yıllarca omuz omuza yürüyen insanlar değersizleştirilir. Emek verenler uzaklaştırılır, alkışlayanlar ödüllendirilir. Sadakat ilkelere değil, şahıslara gösterilmeye başlanır.
Ve sonunda geriye büyük sözler kalır; fakat o sözleri taşıyacak büyük yürekler birer birer eksilir.
Ne acıdır ki bazı yöneticiler, etraflarında yalnızca kendilerini onaylayan insanlar kaldığında başarılı olduklarını düşünürler. Oysa liderlik, alkış duyduğun yerde değil; itiraz duyduğun yerde ortaya çıkar. Herkesin sustuğu bir ortamda yönetici olmak kolaydır. Zor olan, gerçeği söyleyenleri dinleyebilmektir.
Tarih boyunca nice hareketler dışarıdan gelen fırtınalarla değil, içerideki kibirle yıkılmıştır. Nice teşkilatlar rakiplerinin gücüyle değil, kendi yöneticilerinin basiretsizliğiyle küçülmüştür. Çünkü koltuğa duyulan sevda büyüdükçe, temsil edilen değerler küçülür.
Bir hastalıklı yaprağı korumak uğruna verilen her taviz, köklere vurulan bir baltadır. O balta önce fark edilmez. Sonra gövdede çatlaklar oluşur. Ardından dallar kurumaya başlar. En sonunda ise bir zamanlar gölgesinde binlerin toplandığı koca çınar devrilir.
Akıl sahibi olanlar bilir ki; bazen bir hastalıklı yaprağın düşmesine izin vermek, ağacı kurtarmaktır. Fakat bir yaprak uğruna kökleri kurutmak, yöneticilik değil; emanete sahip çıkamamaktır.
Ve gün gelir, herkes gider. Makamlar değişir, unvanlar silinir, isimler unutulur. Geriye sadece şu soru kalır:

Koca bir orman neden yandı?
O gün cevap arayanlar, yangını uzakta değil; vaktiyle korunmaya çalışılan o hastalıklı yaprakta bulacaklardır.Haftaya Görüşmek üzere kalın sağlıcakla. Selam ve dua ile…
