47,4186$% 0.06
54,7264€% 0.58
6.242,42%0,72
10.181,00%0,31
40.536,00%0,30
4.095,87%0,69
KÖYLER BOŞALIRKEN KİM SEYREDİYOR?
Türkiye’nin gözlerinin önünde sessiz bir göç yaşanıyor. Bu göç, yalnızca köylerden şehirlere yapılan bir nüfus hareketi değil; aynı zamanda üretimden tüketime, gelenekten modern yaşama uzanan büyük bir dönüşümün hikâyesidir.
Bugün Anadolu’nun birçok köyünde aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Kapısı kilitli evler, işlenmeyen tarlalar, yaşlanan nüfus ve her geçen yıl biraz daha azalan insan hareketliliği…
Köyler boşalıyor.
Ancak asıl mesele köylerin neden boşaldığını konuşabilmektir.
Yıllardır gençler eğitim, iş ve sosyal imkânlar için şehirlerin yolunu tutuyor. Köylerde kalanlar ise çoğu zaman yaşlı nüfustan oluşuyor. Üretimin yükü ağırlaşıyor, yaşam şartları zorlaşıyor.
Daha dikkat çekici olan ise köylerin sosyal yapısında yaşanan değişimdir.
Bugün birçok köyde genç erkekler evlenmekte zorlanıyor. Çünkü artık birçok genç kız köy hayatını tercih etmiyor. Bu durum kimsenin suçu değil; değişen hayat şartlarının doğal bir sonucu.
Gençler daha iyi eğitim, daha fazla sosyal imkân, daha güçlü sağlık hizmetleri ve daha geniş kariyer fırsatları istiyor. Şehirlerin sunduğu imkanlar karşısında köy yaşamı cazibesini kaybediyor.
Bir zamanlar köyler kendi içinde büyüyen, çoğalan ve yaşamını sürdüren yerleşim alanlarıydı. Bugün ise birçok aile çocuklarının köyde kalmasını değil, şehirde bir hayat kurmasını başarı olarak görüyor.
Bu tablo yalnızca demografik bir değişim değildir.
Bu tablo, kırsalın geleceği açısından ciddi bir alarmdır.
Çünkü bir köyde gençler kalmıyorsa üretim azalır.
Genç aileler kurulmuyorsa nüfus yaşlanır.

Çocuk sesleri duyulmuyorsa okullar kapanır.
Okullar kapanıyorsa geleceğe dair umutlar da azalır.
Bugün tarımsal üretimde yaşanan birçok sorunun temelinde sadece ekonomik nedenler değil, insan kaynağındaki bu büyük kayıp da yatmaktadır.
Oysa köyler yalnızca üretim alanı değildir.
Köyler; kültürün, dayanışmanın, aidiyet duygusunun ve toplumsal hafızanın yaşadığı yerlerdir.
Kırsal kalkınma yalnızca yol yapmakla, bina yapmakla ya da birkaç destek programı açıklamakla sağlanamaz. İnsanların köylerinde yaşamayı tercih edeceği ekonomik ve sosyal şartların oluşturulması gerekir.
Gençlerin geleceğini görebildiği, kadınların sosyal hayatın içinde yer alabildiği, çocukların kaliteli eğitim alabildiği köyler oluşturulmadan göçü tersine çevirmek mümkün görünmüyor.
Bugün sessizce boşalan her köy, yarının üretim kaybı demektir.
Bugün kapanan her köy okulu, yarının eksilen umudu demektir.
Bugün gelin gitmek için tercih edilmeyen her köy, aslında geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
Bu nedenle artık sadece köylerin boşaldığını konuşmak yetmez.
Asıl konuşulması gereken, köylerin yeniden nasıl yaşatılacağıdır.
Çünkü mesele yalnızca köy meselesi değildir.
Mesele, Türkiye’nin geleceği meselesidir.
Haydar Özkan
