DOLAR

47,4186$% 0.06

EURO

54,7264% 0.58

GRAM ALTIN

6.242,42%0,72

ÇEYREK ALTIN

10.181,00%0,31

TAM ALTIN

40.536,00%0,30

ONS

4.095,87%0,69

Gaziantep AÇIK 34°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

SESSİZCE BÜYÜYEN GÜVEN KRİZİ.

SESSİZCE BÜYÜYEN GÜVEN KRİZİ.

Toplumlar, en zor zamanlarında birbirine tutunarak ayakta kalır. Deprem olur, sel olur, yangın olur… İnsanlar hiç tanımadıkları hayatlara umut olabilmek için ellerindekini paylaşır. İşte o an yapılan bağış, yalnızca maddi bir yardım değil; vicdanın, merhametin ve insanlık onurunun emanetidir.

Bu nedenle yardım kuruluşlarının en büyük sermayesi kasalarındaki para değil, toplumun onlara duyduğu güvendir. Güven varsa dayanışma büyür. Güven varsa umut yeşerir. Güven kaybolduğunda ise yalnızca bir kurum değil, yardım etme kültürü de yara alır.

6 Şubat depremleri, Türkiye’nin hafızasına acı bir dönüm noktası olarak kazındı. O günlerde devlet kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve yüz binlerce gönüllü aynı hedef için mücadele etti. Yaşanan büyük acı, milletimizin dayanışma ruhunu da ortaya koydu. Ancak böylesine büyük felaketler, aynı zamanda güvenin ve hesap verebilirliğin ne kadar hayati olduğunu da gösterdi.

Kriz dönemlerinde bazı kurumlar kamuoyunda daha görünür hâle gelebilir. Bu doğaldır. Ancak hiçbir görünürlük, hiçbir popülerlik ve hiçbir kamuoyu desteği; denetimin, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin önüne geçmemelidir. Çünkü kurumların gerçek itibarı, kriz anlarında oluşturdukları algıyla değil, yıllar boyunca sergiledikleri yönetim anlayışıyla ölçülür.

ad826x90

Dünya bunun sayısız örneğini yaşamıştır. Yardım kuruluşlarına duyulan güvenin zedelendiği her olayda yalnızca ilgili kurum değil, yardım bekleyen milyonlarca insan da zarar görmüştür. Çünkü bağışçıların güveni sarsıldığında, ilk kaybeden ihtiyaç sahipleri olur.

İnsanlar artık sadece etkileyici kampanyalar görmek istemiyor. Toplanan bağışların nerelere harcandığını, hangi projelere aktarıldığını ve bu süreçlerin kimler tarafından denetlendiğini bilmek istiyor. Bu talep bir ayrıcalık değil; her bağışçının en doğal hakkıdır.

Hiçbir kurum, “Bize güvenin.” diyerek güven kazanamaz. Güven; bağımsız denetimle, açık mali raporlarla, hesap verebilir yönetim anlayışıyla ve eleştiriye açık kurumsal kültürle inşa edilir. Güven, sözle değil; uygulamayla ispat edilir.

Hukuk devletinin temel ilkesi açıktır. Hiç kimse hakkında yargı kararı olmadan kesin hüküm verilemez. Aynı şekilde, kamu yararına faaliyet gösteren hiçbir kurum da kamuoyunun haklı sorularına cevap verme sorumluluğundan kaçamaz. Masumiyet karinesi ile hesap verebilirlik, hukuk devletinin birbirini tamamlayan iki temel ilkesidir.

ad826x90

Yardım parası yalnızca bir mali kaynak değildir. O para; emeklinin maaşından ayırdığı bir pay, öğrencinin harçlığından artırdığı bir destek, bir annenin mutfak bütçesinden eksilttiği lokmadır. Kısacası, milletin emanetidir. Emanete sadakat ise sadece iyi niyetle değil; güçlü denetim, şeffaf yönetim ve açık hesap verebilirlikle mümkündür.

Toplum artık büyük sloganlardan çok büyük sorumluluk görmek istiyor. Parlak kampanyalardan çok şeffaf mali tablolar, güçlü söylemlerden çok güçlü kurumlar görmek istiyor. Çünkü güven kaybolduğunda kaybedilen yalnızca bir kurumun itibarı değildir; toplumun dayanışma ruhudur.

Bugün sessizce büyüyen bir güven krizinden söz ediyoruz. Bu kriz, yalnızca yardım kuruluşlarını değil; toplumun birbirine olan inancını da ilgilendiriyor. Güven yeniden inşa edilebilir, ancak bunun yolu daha fazla şeffaflıktan, daha güçlü denetimden ve hukukun üstünlüğünden geçmektedir.

Bugün yardım kuruluşları ile güven arasındaki hassas dengeyi ele aldık. Yarın belki dış politikayı, belki ekonomiyi, belki de toplumsal vicdanı konuşacağız. Çünkü güçlü toplumlar; zor soruları sormaktan çekinmeyen, hakikati aramaktan vazgeçmeyen ve cevaplarını hukuk, adalet ve vicdan ekseninde arayan toplumlardır.

Kalemimiz; hakikatin, adaletin ve milletimizin ortak vicdanının sesi olmaya devam edecek.

ad826x90

Yeni bir köşe yazısında yeniden buluşmak dileğiyle…

Kalın sağlıcakla.

Haydar Özkan

Siyaset ve Toplum Yazarı

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP