47,4206$% 0.06
54,5574€% 0.27
6.221,80%0,39
10.145,00%-0,05
40.394,00%-0,05
4.080,02%0,30
Dönüp bakıyorum da şöyle geriye, zaman ne çabuk teğet geçmiş ömrümüzden… Bir zamanlar sokaklarında çocukluğumuzun yankılandığı, her köşesinde ayrı bir samimiyetin buram buram tüttüğü o güzelim İslahiye’miz ne çok değişti, ne çok sessizleşti.
Eskiden mahallemizin, çarşımızın kalbiydi o küçük dükkânlar. Para olup olmaması hiç önemli değildi ki… Cebinde delik olsa, avucun boş dönse bile Bakkal Musto Dayı’nın tebessümü yeterdi. “Sonra verirsin evlat,” diyen o helal süt emmiş sesler, bir veresiye defterinin yıpranmış sayfalarından çok daha derindi. Fatma Abla’nın dükkânının önünden geçerken aldığımız o taze ekmek kokusu, Reşit Emmi’nin ve Reşit Ünlü’nün o babacan duruşu sadece karnımızı değil, ruhumuzu doyururdu. O daracık iş hanının emektarı, dükkânında gecelemesine rağmen mesleğinin onurunu sırtında taşıyan Terzi Cuma Dayı’nın makas sesleri, makinesinden yükselen tıkırtılar çocukluğumuzun en derin bestesiydi. Çevrilen her yaprakta güven vardı, komşuluk vardı, en önemlisi de katıksız bir insanlık vardı.
Şimdi mi? Mahallemizin ve çarşımızın o vazgeçilmez, sıcak limanları tek tek kepenk indirdi. Köylere kadar sızan, birbirinin kopyası süpermarketler soğuk ışıklarıyla doldurdu hayatımızı. Her köşe başına açılan bu devasa binalar piyasayı darmaduman etmekle kalmadı; bizden o eski, saf komşuluk hukukunu da söküp aldı. Bakkal kutularından, terzi tezgahlarından yayılan sıcaklık yerini barkod seslerine, kasiyerlerin yorgun ve mesafeli bakışlarına bıraktı. Para yoksa, selamın da bir hükmünün olmadığı o duygusuz dünya, maalesef evlerimizin içine kadar girdi.
Nerede kaldı şimdi o veresiye defterinin arkasına saklanan dürüstlük? Nerede Bakkal Musto Dayı’nın içten bir “Nasılsın?” deyişi? Hani neredeler Bakkal Fatma Abla, Reşit Emmi, Reşit Ünlü? O iş hanında gurbeti de yalnızlığı da terzi tezgâhına yorgan yapıp yatan emektar Terzi Cuma Dayı nerede?
Hey gidi günler hey…
Biz sadece bakkallarımızı, terzilerimizi kaybetmedik bu sokaklarda; güvenmeyi, dertleşmeyi, paran yokken bile mahcup olmadan bir kapıyı çalabilmenin o asil huzurunu kaybettik. Süpermarketlerin parıltılı rafları, vitrinlerin soğuk camları arasında kaybolup giden, aslında bizim kendi çocukluğumuz, bizim güzel İslahiye’mizin o kocaman yüreği oldu.
Ruhunuz şad, hatıranız baki olsun çocukluğumuzun güzel insanları… Biz o eski İslahiye’yi de, sizin o buram buram insanlık kokan dükkânlarınızı da çok özledik.
