DOLAR

45,6008$% 0

EURO

53,3461% 0.34

GRAM ALTIN

6.664,94%0,07

ÇEYREK ALTIN

10.836,00%0,28

TAM ALTIN

43.208,00%0,28

ONS

4.545,74%0,05

Gaziantep HAFİF YAĞMUR 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bilal Erdogan

Bilal Erdogan

16 Nisan 2026 Perşembe

Okullarda Artan Şiddet Olayları: Nedenleri ve Çözüm Yolları Üzerine Bir Değerlendirme | Bilal ERDOĞAN

Okullarda Artan Şiddet Olayları: Nedenleri ve Çözüm Yolları Üzerine Bir Değerlendirme | Bilal ERDOĞAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde okullarda yaşanan şiddet ve güvenlik sorunları, yalnızca eğitim camiasının değil, tüm toplumun dikkatle ele alması gereken bir mesele hâline gelmiştir. Öğrenciler arasında artan saldırganlık, akran zorbalığı ve zaman zaman daha ciddi boyutlara ulaşan olaylar; çok yönlü bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, dijital içeriklerin ve medyanın etkisi önemli bir tartışma başlığı olarak öne çıkmaktadır.

Günümüz gençliği, özellikle bilgisayar oyunları ve televizyon dizileri aracılığıyla yoğun bir görsel ve içerik bombardımanına maruz kalmaktadır. Şiddet, güç gösterisi, suç ve “kolay kazanç” temalarının sıkça işlendiği bu içerikler; henüz kişilik gelişimi tamamlanmamış bireyler üzerinde doğrudan veya dolaylı etkiler oluşturabilmektedir. Özellikle kontrolsüz ve bilinçsiz tüketilen şiddet içerikli oyunlar, öğrencilerde duyarsızlaşmaya ve empati eksikliğine yol açabilmektedir. Aynı şekilde mafya, gasp ve cinayet temalı diziler de suçu normalleştiren ve kimi zaman özendirici bir algı oluşturabilmektedir.

Bunun için RTÜK’ün böyle dizilere dur demesi zamanı gelmiştir.

Ancak bu noktada önemli bir hususun altını çizmek gerekir: Şiddet olaylarını yalnızca medya ve oyunlara indirgemek eksik bir yaklaşım olur. Aile yapısı, sosyo-ekonomik koşullar, arkadaş çevresi, okul iklimi ve bireysel psikolojik durumlar da bu sürecin belirleyici unsurlarıdır. Yani mesele, çok boyutlu bir nedenler zinciri içerisinde değerlendirilmelidir.

Eğitim kurumları, yalnızca akademik bilginin verildiği yerler değil; aynı zamanda karakter eğitiminin, değerler aktarımının ve sosyal gelişimin şekillendiği ortamlardır. Bu nedenle okullarda güvenliğin sağlanması, sadece fiziksel tedbirlerle sınırlı kalmamalıdır. Kamera sistemleri, güvenlik görevlileri ve disiplin uygulamaları önemli olmakla birlikte; asıl kalıcı çözüm, öğrencilerin bilinçlendirilmesi ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesidir.

Bu kapsamda yapılması gerekenler şu şekilde özetlenebilir:

Medya okuryazarlığı eğitimi yaygınlaştırılmalı, öğrenciler izledikleri ve oynadıkları içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirebilmelidir.
Aile- okul iş birliği güçlendirilmeli, ebeveynler çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmelidir.

Rehberlik ve psikolojik destek hizmetleri etkin bir şekilde kullanılmalı, risk altındaki öğrenciler erken dönemde tespit edilmelidir.

Değerler eğitimi (saygı, empati, sorumluluk) sistemli bir şekilde verilmelidir.
Okul iklimi güven, adalet ve aidiyet duygusunu güçlendirecek şekilde düzenlenmelidir.
Aileler de zaman zaman bu vb. eğitimlere katılması sağlanmalıdır.

Okullarda yaşanan şiddet olaylarının tek bir sebebe bağlanması doğru değildir. Ancak medya ve dijital içeriklerin etkisi göz ardı edilemez. Bu nedenle eğitim sistemi, aileler ve toplum birlikte hareket ederek hem koruyucu hem de geliştirici adımlar atmalıdır. Güvenli bir eğitim ortamı; sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin de huzur içinde görev yapabilmesi için vazgeçilmez bir gerekliliktir.

Unutulmamalıdır ki; iyi eğitilmiş, toplumsal duyarlı, bilinçli ve değerlerine bağlı bireyler yetiştirmek, toplumun geleceğini güvence altına almanın en etkili yoludur.

Bu vesileyle; meydana gelen elim olayda hayatını kaybeden meslektaşlarıma ve öğrencilere Allah’dan rahmet niyaz ediyor ve kederli ailelerine de başsağlığı diliyorum.

GAÜN Öğr. Gör. Bilal Erdoğan

Devamını Oku

Savaşın Gölgesinde İnsan Hakları | Bilal ERDOĞAN

Savaşın Gölgesinde İnsan Hakları | Bilal ERDOĞAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uluslararası çatışmaların gölgesinde en büyük bedeli çoğu zaman siviller ödüyor. Son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları, insan hakları ve uluslararası hukuk açısından yeniden önemli tartışmaları gündeme taşıdı. 28 Şubat Sivil Savunma günü idi. ABD ve İsrail’in saldırısında İran, Hürmüzgan Eyaleti Minab şehrindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulunda 168 kız çocuğunun katledilmesi üzerine bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Şimdi bu çocukların hesabını kim verecek, insan hakları nerede?

Siviller savaşın görünmeyen mağdurlarıdır. Tarih boyunca savaşların en ağır sonuçlarını siviller yaşamıştır. Günümüzde gerçekleşen askeri operasyonlar da bu gerçeği değiştirmemektedir. Devletler arasındaki siyasi ve askeri gerilimler çoğu zaman diplomatik ve stratejik hesaplarla açıklansa da, insan hakları perspektifinden bakıldığında asıl mesele insanların yaşam hakkının korunmasıdır. Sivil yerleşim alanlarının zarar görmesi, altyapının tahrip edilmesi ve insanların günlük yaşamlarının sekteye uğraması, savaşların insani boyutunu gözler önüne sermektedir.

Uluslararası hukukun temel ilkesi sivillerin korunmasıdır. Uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleri, savaş durumlarında bile sivillerin korunmasını temel ilke olarak kabul etmektedir. Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve uluslararası anlaşmalar, devletlere çatışma durumlarında sivillere zarar verilmemesi konusunda önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu nedenle herhangi bir askeri müdahale yalnızca siyasi bir mesele değil, aynı zamanda insan hakları ve uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur.

İnsan hakları evrensel bir değerdir…
İnsan hakları, coğrafyaya, ülkelere veya siyasi görüşlere göre değişen bir kavram değildir. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, insanların yaşam hakkı ve güvenliği evrensel değerler arasında yer alır. Bu nedenle uluslararası toplumun en önemli sorumluluklarından biri, çatışmaların çözümünde askeri yöntemler yerine diplomasi ve diyalog yollarını güçlendirmektir.

İsrail’in orantısız güç kullanarak silahsız sivilleri katletmesi bir insanlık suçu ve insan hakları evrensel beyannamesine göre ihlalidir, katliamdır ve insanlık suçutur. Katliamcı B. Netanyahu eşi Sara Netanyahu ile ilgili yolsuzluk soruşturması devam etmekte yargıya taşınmıştır. Ayrıca; Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), savaş suçları ve insanlığa karşı suç iddialarını soruşturma yetkisine sahip bir mahkeme olup 2024 yılında mahkemenin savcılığı, B. Netanyahu hakkında Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar iddiasıyla tutuklama emri çıkarılması talebinde bulundu. Umut ediyoruz ki B.Netanyahu hakkında ergeç adalet yerini bulacak ve insan haklarına karşı işlediği suçların cezasını da çekecektir.

Kalıcı barışın yolu; evrensel insan haklarına uymaktan geçer. İnsan haklarına saygı gösterilmeyen bir dünyada kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir. İnsan onurunun korunması, yaşam hakkının güvence altına alınması ve adaletin herkes için eşit şekilde uygulanması, barışın en temel şartlarıdır. Devletlerin uluslararası hukuka bağlı kalması, sorunların savaş yerine diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi, insanlığın ortak geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü gerçek ve sürdürülebilir barış, ancak insan haklarının evrensel bir değer olarak kabul edilmesi ve tüm dünyada kararlılıkla korunmasıyla mümkün olacaktır. İnsan hakları, barış kültürü ve hoşgörü konusunda eğitim verilmesi toplumlar arasında anlayış ve güveni de artırır.

Evrensel insan haklarının tüm dünyada uygulanması, savaşların son bularak ulus milletlerinin insanca yaşaması, sevgi, saygı ve hoşgörü dolu günler dileğiyle…

Bilal ERDOĞAN / Akademisyen

Devamını Oku