DOLAR

46,1342$% -0.01

EURO

53,3318% 0.03

GRAM ALTIN

6.196,29%-1,94

ÇEYREK ALTIN

10.294,00%-1,86

TAM ALTIN

41.081,00%-1,86

ONS

4.180,39%-1,89

Gaziantep PARÇALI AZ BULUTLU 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Toplumsal Düzen, Liyakat ve Güven Üzerine

Toplumsal Düzen, Liyakat ve Güven Üzerine

 

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsur; adalet, güven ve liyakat anlayışıdır. Bir ülkede insanlar emeğinin karşılığını alabildiğine inanıyorsa, orada huzur da olur gelişim de olur. Ancak çalışanın yorulduğu, dürüst olanın geri planda kaldığı ve çıkar ilişkilerinin ön plana çıktığı ortamlarda toplumsal güven zamanla zayıflar.

 

Bugün birçok insanın ortak düşüncesi; emeğin değil çevrenin, liyakatin değil yakınlığın daha etkili olduğu yönündedir. Bu durum yalnızca bireylerin motivasyonunu kırmaz, aynı zamanda kurumların verimliliğini ve toplumun geleceğe olan inancını da olumsuz etkiler. Çünkü bir yerde bilgi ve birikim geri plana itiliyor, kişisel hesaplar ön plana çıkıyorsa; orada kalite düşer, güven azalır.

ad826x90

 

Eskilerin söylediği gibi bazen “ayakların baş, başların ayak olma çabası” ortaya çıkıyor. Sorumluluk taşıması gerekenlerin sustuğu, yeterliliği olmayanların ise öne çıkmaya çalıştığı bir düzen; hem kurumları hem toplumsal dengeyi yıpratır. Bunun yanında ilkeye göre değil çıkara göre hareket eden, sürekli yön değiştiren dönen fırıldaklar da güven ortamına zarar verir. Çünkü güvenin olmadığı yerde samimiyet değil menfaat hâkim olur.

 

Bir diğer önemli mesele ise “az olsun benim olsun” anlayışının giderek yaygınlaşmasıdır. İnsanların birbirinin başarısını desteklemek yerine engel olarak görmesi, toplumsal birlik duygusunu zayıflatmaktadır. Oysa güçlü toplumlar; birbirinin önünü kapatanlarla değil, birbirine yol açan insanlarla büyür.

ad826x90

 

Çalışkan insanların desteklenmediği, dürüstlüğün değer görmediği ve adalet duygusunun zedelendiği bir yerde yalnızca bireyler değil, memleketin geleceği de zarar görür. Çünkü kalkınma sadece maddi yatırımlarla değil; ahlaklı insan, sağlam karakter ve liyakatli anlayışlarla mümkündür.

 

Bugün her bireyin kendine şu soruyu sorması gerekir:“Ben bulunduğum yere değer mi katıyorum, yoksa sadece kendi çıkarımı mı düşünüyorum?”

 

ad826x90

Unutulmamalıdır ki; toplumları güçlü yapan şey sadece teknoloji, ekonomi veya makamlar değildir. Asıl güç; dürüst insanların çoğalması, emeğin değer görmesi ve adaletin herkese eşit şekilde uygulanmasıdır.

 

Başka konular ve farklı görüşlerde yeniden buluşmak üzere…Hoşça kalın.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP