DOLAR

44,4706$% 0.11

EURO

51,1684% -0.12

GRAM ALTIN

6.476,82%0,93

ÇEYREK ALTIN

10.809,00%-8,06

TAM ALTIN

42.972,00%-2,01

ONS

4.531,83%0,86

Gaziantep HAFİF YAĞMUR
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Mehmet Oğuztürk

Mehmet Oğuztürk

25 Mart 2026 Çarşamba

Muhsin Başkan Anısına: Biz Çok Bekledik | MEHMET OĞUZTÜRK

Muhsin Başkan Anısına: Biz Çok Bekledik | MEHMET OĞUZTÜRK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Faili meçhul bir suikastın şehididir Muhsin Başkan.

Hem faili meçhul hem failini bulması gereken kurumlar meçhul. Kardeşim diyenler Devlet’in başındayken kardeşinin katledildiğini dahi ifade edemeyenlerin yani Devletin ta kendisinin kardeşidir Muhsin Başkan.

Yıllarca çok şeyler yazdık. Umutla bekledik. 2009’un 25 Mart’ında karlar altından gelecek umutlu haberi beklediğimiz gibi bekledik.

Vatan şehidinin suikaste uğradığını dillendirecek Devlet Baba’yı bekledik. Soğuk Keş Dağı gibi buz tutmuştu sanki yürekleri. Bir şey diyemediler.

Biz yine bekledik. Belki yüreği daha sıcak Devlet Ana’nın şefkatinden bir kıvılcım sıçrar dedik. Yüreği yanık Türk Milleti gibi yanmıştı sanki Devlet Ana’nın dilleri. O da sustu. O da bir şey diyemedi. Biz yine bekledik.

Alperenler bekledi, Millet bekledi, Furkan bekledi, Firuze bekledi, Fidan Anne bekledi…

Kimisi beklerken kavuştu Muhsin’ine kimisi buz tuttu, kimisi de unuttu. Çünkü öyle istedi birileri. Bekle, buz tut ve unut…

Ne yazsak boş biliyoruz. Bir gün birileri çıkıp delikanlıca BU BİR SUİKASTTİR! İşte bunlar da KATİLLERİ diyecektir. Biz görecek miyiz bilmem. Fidan Anne göremedi. Ökkeş Abi göremedi. Abdurrahim abi göremedi. Hüseyin abi göremedi.

Umarım torunlarımıza yük kalmaz bu dava. Belki yarın belki yarından da yakın çıkar bir Babayiğit…

25 Mart 2009’da suikast sonucu düşürülen helikopterde şehadete eren Muhsin Başkan’ı, Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, Gazeteci İsmail Güneş ve Pilot Kaya İstektepe’yi rahmet, dua ve hüzünle anıyorum. Mekanları cennet olsun…

İsmail Güneş’in dediği gibi; ”Hala Bulamadınız mı?”

Mehmet OĞUZTÜRK

Devamını Oku

İslahiye’nin Çanakkale Şehitleri: Minnet ile Anıyoruz | Mehmet OĞUZTÜRK

İslahiye’nin Çanakkale Şehitleri: Minnet ile Anıyoruz | Mehmet OĞUZTÜRK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İslahiye toprakları, tarih boyunca vatanına sevdalı evlatlar yetiştirmiş; her karışı şehit kanı ve kahramanlık hikayeleriyle doludur. Çanakkale Savaşı’nda İslahiyeli yiğitler, imanları ve vatan sevgileriyle destan yazmış; isimleri ne yazık ki zamanla unutulsa da cesaretleri ve fedakârlıkları bizlerin kalbinde yaşamaya devam etmektedir.

Bu vesile ile İslahiye’mizin Çanakkale şehitleri olan;

İslahiye eşrafından Mustafa oğlu Mehmet, Musa oğlu Bekir, Halil oğlu Davut, Mustafa oğlu Dede, Musa oğlu Ahmet, Kabaklar Köyü’nden Halil oğlu Abidin, Müslim oğlu Ahmet, Mehmet oğlu Süleyman, Yeşilyurt’tan Dede oğlu Halil, Kerküt’ten Ali oğlu İbrahim, Çolaklar Köyü’nden Mehmet oğlu ibrahim, Tesbih Köyü’nden Dede oğlu Mehmet, İdilli Köyü’nden Hacı İbrahimağa’nın Torunu Seydi oğlu Mehmet, Gökçedere’den İsaoğulları’ndan Ali oğlu Osman ve daha nice bilinmeyen, unutulan şehitlerimizi, isimsiz gazilerimizi minnet, saygı, ve rahmetle anıyorum…

18 Mart Çanakkale Zaferi sadece bir lokal zaferin adı değil Türk’ün Dünya’ya varoluş mesajıdır. Türk’ün yıkılmaz, yenilmez, tükenmez olduğunun kanıtıdır. Binlerce yıldır Dünya ile mücadele eden Türk’ün en taze kahramanlık destanıdır.

Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin.

Mehmet Oğuztürk
Araştırmacı Yazar

Devamını Oku

Sanat I. Şuppiluliuma’dan Mirastır Bu Topraklara | Mehmet OĞUZTÜRK

Sanat I. Şuppiluliuma’dan Mirastır Bu Topraklara | Mehmet OĞUZTÜRK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarih boyunca bu coğrafyada tabiat, sabahın ilk ışıklarıyla beraber bereketin hamle sesleriyle uyanır güne. Kah bir köşede çapa sesi, kah su yolunu değiştiren bir küreğin sesi bazen de ekin biçen orak karışır gündüze. Belki çok uzaklardan duyulmaz bu sesler lakin bilinir ki, ovanın dört bir yanında bereket için çalışır eller. Kimisi tırmığıyla temizler yaban otunu kimisi havalandırmak için toprağı beller.

Bereketli olduğundandır tarih boyunca nice imparatorluğun ya da küçük beyliklerin hayranlığı. Bu yüzdendir ki berekete sahip olmak için bazen kan ile sulanmıştır bu topraklar. Ovaya sahip olmak isteyen nice komutanın, nice askerin kılıç seslerine bırakmıştır tarım aletleri yerini. Kazanan devam etmiştir yeniden tarım aletlerini inletmeye.

Nihayetinde sadece bereket için kan dökülen topraklar olmuştur İslahiye Ovası. Fakat sadece tarımın ve silahın değil aynı zamanda sanatın ve kültürün de gözdesi haline gelmiştir bu topraklar. Binlerce yıldır yaşanan her sanat hamlesini anlatamam belki sizlere. Fakat taştan heykellerin ve heykel sanatçılarının başkenti olmuştu bir vakitler bu topraklar. Şimdi bundan 3300 yıl öncesine gidelim. Bir Hitit İmparatoru olan I. Şuppiluliuma’nın yaşadığı ve İslahiye için karar verdiği o günlere…

I. Şuppiluliuma’dan Mirastır Sanat
M.Ö. 14. yüzyılda Hitit İmparatoru I. Şuppiluliuma döneminde, İslahiye ve çevresi sanat ve kültürle öne çıkan bir bölge haline gelmiştir. Bu dönemin en somut kanıtı, İslahiye yakınlarındaki Yesemek Açık Hava Müzesi’dir. Burası, Hitit taş işçiliğinin en büyük açık hava atölyelerinden biri olarak işlev görmüştür.

Hitit İmparatoru I. Şuppiluliuma’nın bu toprakları bir sanat merkezi haline getirmek istemesi belki de taştan tanrılara duyulan bir ihtiyaçtı. Sebebi ne olursa olsun Yesemek’te üretilen sfenksler, kapı aslanları ve figüratif kabartmalar, yalnızca estetik bir değer taşımakla kalmamış, aynı zamanda Hitit merkezi otoritesinin ve kültürel etkisinin göstergesi olmuştur. Bugün yarım kalmış heykeller, taş ocağı faaliyetlerinin yoğunluğunu ve Hititlerde işbölümü ile uzmanlaşmanın gelişmişliğini ortaya koymaktadır. Ve bir de bu coğrafyanın taş üzerinden sanat ve sanatçının toprakları olduğunu.

İslahiye Ovası’na baktığımızda, binlerce yıllık bereket ve emeğin izlerini hâlâ görebiliriz. Toprak, sadece tarımın değil, sanatın ve kültürün de mirasını taşır. Yesemek’in taşlarında, I. Şuppiluliuma’nın kararlarında ve o günlerden bugüne süren yaşamda, geçmişin sessiz ama güçlü yankıları hâlâ duyulur. Bu topraklar, hem doğanın hem de insan emeğinin hikâyesini anlatan yaşayan bir tarih kitabıdır; her sabah, günün ilk ışıklarıyla beraber yeniden uyanan bereketin sesiyle…

Mehmet OĞUZTÜRK
Araştırmacı Yazar

Devamını Oku

İslahiye’de Su, Toprak ve Hayat Üçgeni | Mehmet Oğuztürk

İslahiye’de Su, Toprak ve Hayat Üçgeni | Mehmet Oğuztürk
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi bir şehrin kaderini belirleyen en önemli unsurlar çoğu zaman toprağı ve suyudur. Gaziantep’in en verimli ilçelerinden biri olan İslahiye de bu gerçeğin en somut örneklerinden biridir. Burada hayatın ritmi, tarlaya giden çiftçinin sabah erken saatlerde attığı ilk adımla başlar. Çünkü İslahiye yalnızca bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bereketli toprakların ve güçlü bir tarım kültürünün yaşadığı bir coğrafyadır.

İslahiye Ovası, yüzyıllardır üretimin merkezi olmuştur. Özellikle son yıllarda üzüm ve biber üretimi, ilçenin hem ekonomisini hem de yaşam biçimini şekillendirir. Üzüm bağları ve biber tarlaları yalnızca yerel halkın geçim kaynağı olmakla kalmaz, ülke ekonomisine de ciddi katkı sağlar. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Gaziantep, özellikle sofralık biber ve üzüm üretiminde önemli bir paya sahiptir; İslahiye bu üretimin kalbi konumundadır. Her yıl binlerce ton üzüm ve biber hem iç piyasaya hem de ihraç ürünlerine gönderilmektedir.

İslahiye’deki tarımın gerçek kahramanları ise çiftçilerdir. İlçenin köylerinden, mahallelerinden ve merkezinden gelen yüzlerce tarım çalışanı, gün doğarken tarlalarda emek verir. Üzüm toplamak için sabahın erken saatlerinde bağlara giden kadınlar, erkekler ve gençler, üretimin sürekliliğini sağlar. Biber hasadında da durum farklı değildir; sıcak yaz günlerinde tarlada çalışan köylüler, ürünün kalitesi için titizlikle uğraşır. Bu emek, hem ailenin geçimini hem de İslahiye ekonomisini ayakta tutar.

Bu bereketin en önemli kaynağı ise sudur.

İslahiye’nin çevresini kuşatan Amanos Dağları yalnızca doğal bir sınır değil, aynı zamanda bölgenin su kaynağıdır. Dağlardan süzülen küçük dereler ve kaynaklar yıllardır ovayı besleyerek tarımın devamlılığını sağlamıştır. Bu su kaynaklarının en önemlilerinden biri ise Tahtaköprü Barajı ve oluşturduğu göldür. Yaklaşık 200 milyon metreküp kapasitesi ile baraj, sulama ve taşkın kontrolü açısından hayati öneme sahiptir. Yaz aylarında tarlaların susuz kalmaması, verimli ürünlerin elde edilmesi büyük ölçüde bu barajın sağladığı suya bağlıdır.

Ancak son yıllarda su kaynakları eskisi kadar bol değil. İklim değişikliği, kuraklık ve bilinçsiz su kullanımı, çiftçilerin ve üreticilerin en büyük kaygısı hâline geldi. Tarım uzmanları, modern sulama tekniklerinin uygulanmasıyla su kullanımının yüzde 40’a kadar azaltılabileceğini belirtiyor. Damla sulama ve basınçlı sistemler, hem su tasarrufu sağlıyor hem de üretimi verimli hâle getiriyor. İslahiye’deki üreticiler, bu yöntemleri benimseyerek hem toprağın hem suyun sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor.

Üzüm ve biberin İslahiye ve Türkiye ekonomisine katkısı da küçümsenemez. Bölgeden çıkan ürünler yalnızca yerel pazarlarda değil, Türkiye’nin birçok iline ve yurt dışına ihraç edilmektedir. Üzüm sanayisi, kurutmalık ve şarap sektörüne hammadde sağlarken; biber üretimi baharat ve salça sanayisinin en temel girdilerindendir. Bu sayede ilçede sağlanan gelir, sadece köylüleri değil, nakliyecileri, paketleme tesislerini ve iş gücünü de kapsayan geniş bir ekonomik döngü yaratır.

Öte yandan doğayı korumak yalnızca tarım için değil, yaşam kalitesi ve geleceğimiz için de gereklidir. Temiz su kaynakları, yeşil alanlar ve doğal denge, bir şehrin sağlıklı gelişiminin temel unsurlarıdır. Bugün belki çoğu zaman fark etmiyoruz; ama bir şehir için en büyük servet yüksek binalar değil, bereketli topraklar ve temiz su kaynaklarıdır. İslahiye’nin gerçek gücü de burada yatmaktadır: Burayı besleyen Amanoslardan ve farklı konumlardaki derelerden gelen su, Tahtaköprü Barajı’nın sağladığı hayat ve ovadaki verimli topraklar.

Toprağın kıymetini bilmek, suyu dikkatli kullanmak ve doğayı korumak sadece çiftçilerin değil, hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bir şehrin geleceği çoğu zaman toprağında, suyunda ve üreticisinin emeğinde gizlidir. İslahiye’nin geleceği de bu bereketli toprakların ve su kaynaklarının doğru yönetilmesine bağlıdır.

Mehmet OĞUZTÜRK
Araştırmacı Yazar

Devamını Oku

Kaymakam Soylu’nun Dediği Gibi mi? ‘Bereketin Küresel Savaşı’

Kaymakam Soylu’nun Dediği Gibi mi? ‘Bereketin Küresel Savaşı’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu, Nurdağı ilçesinde düzenlenen tarım destek etkinliğinde bölge için Dünya’nın en verimli en bereketli toprakları olduğunu söyledi. Bu konuda Avrupa, Ortadoğu ve bizlerin aksini iddaa etmediğini belirtti. Peki gerçekten öyle mi?

BEREKETLİ HİLAL’İN PARÇASI

Aslında tarih boyunca Neolitik ve Kalkolitik toplumlardan Hitit İmparatorluğuna, Asur İmparatorluğu’ndan Pers İmparatorluğu’na, Roma İmparatorluğu’ndan Bizans İmparatorluğu’na, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar. Hatta daha nice çok uzak tarihlere dayalı bilinmeyen toplumlar için İslahiye ve Nurdağı bölgesi bereketin merkez noktalarından biri olmuştur. Bereketli Hilal kavramının çok önemli bir parçası olan bu topraklar tarih boyunca adı konmamış topluluklara dahi ev sahipliği yaparak türlü milletleri hem doyurmuş hem de kendine hayran bırakmıştır.

Bugün hak ettiği değeri görüyor mu bilemem. Bir zamanlar Yaşar Kemal‘in İnce Memed kitabının ilk sayfalarında bahsettiği üzere bataklık, çürümüş ot kokusu ve kaderine teslim edilmiş bir bölge olsa da şu anda yeniden ülke ve dünya tarımına hizmet eden bir bereket merkezidir. Bugün çernezyom toprak adı altında Dünya’nın en verimli topraklarının Ukrayna’da olduğu söylenir. Çin tarımda Dünya 1.’si olabilir. ABD, Kanada ve birkaç ülke daha toprak türü ve ticaret hacmi sayesinde Dünya’nın en verimli topraklarına sahip denilebilir.

Açıkçası bu durum biraz Dünya diplomasisinin düzeni gibi geliyor bana. Uzman değilim lakin şehir efsanelerinden edindiğim ön görüye göre dolar akışını sürekli hale getirip, biraz da mecburiyet ya da emrivaki bir sistem ile doların Dünya’da en değerli para birimi haline gelmesi için yapılan tarım politikası bu algıya sebep olan etkenlerden biri. Mesele derin ama ben o kadar derin değilim maalesef.

TARİH YALAN SÖYLEMEZ

Sözün özüne dönelim. Öncelikle bu vesile ile Sayın Kaymakamımızın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat elinden aldığı ‘Üstün Hizmet Ödülü’ bizler şahidiz ki, anasının hak sütü gibi helal ve temiz bir haktır. Bu konuda kendisini canı gönülden tebrik ederim.

Sayın İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu’nun ‘Dünya’nın en bereketli toprakları burasıdır. Buna ne biz ne Ortadoğu ne de Avrupa aksi çıkış yapamaz’ sözleri tarihin ve tecrübenin yaptığı sağlama ile DOĞRUDUR. Bereketli Hilal coğrafyasının bir parçası olan bu topraklar Büyük İskender’in bile hayran olduğu topraklardır. Her ne kadar Yaşar Kemal’in dediği gibi tarih boyunca zaman zaman kaderine teslim edilip bataklığa dönse de, birileri gelip yeniden bu toprakları işlek hale getirip fıkır fıkır bataklık fokurdarken ışıl ışıl bereket fışkıran hale çevirmiştir.

Kim bilir belki hak ettiği değerin daha fazlası nasip olur da, Dünya algısı yerini gerçeklere bırakır.

Sonuç olarak ne Donald Trump, ne Barack Obama, vakti zamanın hükümranları olan ne Roma Senatosu’ndan ne Büyük Kiros’tan ne de Sultan Alparslan’dan çok daha zeki değillerdi. Büyük İskender ve Yavuz Sultan Selim’den hiç değillerdi. O kadar büyük imparatorluklar dolar oyunları olmadan gerçekçi ve nihai bereketin neresi olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu topraklar dünyanın en bereketli topraklarıdır.

Bereket ile kalınız…

Mehmet OĞUZTÜRK
Araştırmacı Yazar

Devamını Oku